CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay ; İktidar Afet Üretiyor, Afetten Besleniyor - bigaste - Haber, Son Dakika Haberler, Güncel Gazete Haberleribigaste – Haber, Son Dakika Haberler, Güncel Gazete Haberleri

13 Ağustos 2022 - 07:08

CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay ; İktidar Afet Üretiyor, Afetten Besleniyor

CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay ; İktidar Afet Üretiyor, Afetten Besleniyor
Son Güncelleme :

28 Ağustos 2021 - 10:47

Kent Radyo’nun ve Klas Radyo’nun ortak yayınında Gazeteci Mirza Turgut’un gündemle ilgili sorularını yanıtlayan CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay, Mersin’in ve siyasetin gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu:

İKTİDAR AFET ÜRETİYOR, AFETTEN BESLENİYOR
Afetlerden kaçınmak, afetlerin zararlarını en aza indirmek için uzun vadeli bir planlama gerekir, insanın ve tüm canlıların yaşam hakkına saygı duymak gerekir. Ama bunlar rantla ilgili olmadığı için AK Parti iktidarının değer verdiği konular değil.
Bu iktidar afet üreten, afetten beslenen bir iktidardır. İktidarın ranta dayalı politikaları doğa olaylarını afete dönüştürüyor, yeni afetler için zemin hazırlıyor. Çünkü onlar etraflarına baktıklarında ormanı, denizi, toprağı, suyu görmüyorlar, sadece parayı görüyorlar, rantı görüyorlar. Bu nedenle de sürekli yeni afetlere, yeni çevre felaketlerine zemin hazırlıyorlar.
Bugün afetlere neden olan yanlışlara baktığınızda, hepsiyle ilgili olarak zamanında çok önemli uyarılar yapıldığını görürsünüz. Ama iktidar söylenenleri dinlemediği gibi, bu uyarıları yapanları da suçluyor, cezalandırmaya çalışıyor.
Biz, Mersin’de bunu sürekli yaşıyoruz. Mersin’in en önemli gündemlerinden birini, afet yaratan, afetten beslenen bu anlayışa karşı mücadele etmek oluşturuyor. Örneğin, Mersin’in merkezine, Karaduvar’a plastik hammaddesi üretim tesisi kurmak isteniyor. Atatürk Parkı ortadan kaldırılmak ve bir konteyner deposu haline getirilmek isteniyor. Yaşam ve tarım alanlarının ortasına taş ocakları açılmak isteniyor. Hazineye ait, vatandaşlarımızın yüz yıldır tarım yapmakta olduğu alanlar TOKİ’ye tahsis edilerek imara açılmak, betonlaştırılmak isteniyor.
Bütün bunlar, “yatırım getirecek”, “istihdam yaratacak”, “ekonomiyi büyütecek” yalanlarıyla ve iktidarın hukuk dışı müdahaleleriyle yapılmak isteniyor. Oysa, doğayla uyumlu olmayan hiçbir yatırımın ekonomiye uzun vadeli bir katkı sağlaması mümkün değildir. Kısa vadede kârlı gibi görünür, orta ve uzun vadede bunun bedeli çok ağır biçimde ödenir. Nitekim, ülkece ödüyoruz. Afet yaratan, afetten beslenen bu iktidardan kurtulmadığımız müddetçe de ödemeye devam edeceğiz.
RUS UÇAKLARINA MAHKUM EDİLDİK
Ormanlarımız cayır cayır yanarken, insanlarımız kendi imkanlarıyla yangınla mücadele ederken, korkunç bir gerçek çıktı ortaya: Bu ülkenin kendine ait, ihtiyaç halinde kullanabileceği yangın söndürme uçakları yok. Ve bu tamamen bugünkü iktidar yüzünden böyle. İktidar, kendi yangın

söndürme uçaklarımızı âtıl hale getirip, bu konuyu da ihaleyle, özelleştirmeyle, gizli kapaklı yöntemlerle ele almış. Türkiye’yi, Rus yangın söndürme uçaklarına mahkum hale getirmiş.

İktidar yetkilileri, daha iki yıl önce övdükleri, Türk Hava Kurumu’na ait yangın söndürme uçaklarının kullanılamaz durumda olduğunu söylediler önce. Sonra, 4 milyon dolarlık bakım yapılırsa bu uçakların faaliyete geçebileceğini kabul etmek durumunda kaldılar. Cumhuriyet Halk Partili 11 Büyükşehir Belediyesi, “Biz bu parayı karşılamaya hazırız, yeter ki kendi yangın söndürme uçaklarımız aktif olsun” dediğinde ise duymazdan geldiler.
Kimler duymazdan geldi? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bile 6’sı sivil, 2’si askeri toplam 8 uçakla gidenler duymazdan geldi. Saraylarına 13 uçak alıp, “itibardan tasarruf olmaz” diyenler duymazdan geldi. Ama halk duyuyor, görüyor ve bu rezilliğe isyan ediyor.
Türkiye gibi bir ülkenin kendi yangın uçağına sahip olmamasını, elindekileri kullanamamasını, hangarlarda çürütmesini ben kabullenemiyorum. Türkiye’nin açtığı bir ihaleye, Cumhuriyetimizin çok önemli bir kurumu olan Türk Hava Kurumu’nun son iki yıldır kendi uçaklarıyla katılmasına izin verilmemesini kabullenemiyorum. Türk Hava Kurumu’nun bugünkü yönetiminin, 2019 yılında kurulmuş, aradan geçen 3 yılda 3 kez el değiştirmiş, yangın söndürme uçakları konusunda hiçbir tecrübesi olmayan bir şirketle işbirliğine gidip Rusya’dan uçak kiralanmasını ben kabullenemiyorum.
SOMALİ SEVDASININ NEDENİ BELLİ
Türk Hava Kurumu’nun uçaklarına 4 milyon dolar bulunamazken hükümet Somali’ye 30 milyon dolar hibe etti ama bunların Somali’ye sevdası yeni değil. 2015 – 2019 yılları arasında Türkiye, Somali’ye yaklaşık 500 milyon dolarlık yardımda bulunmuş. Neredeyse her ay IBAN vererek kendi vatandaşından para toplamaya çalışan bu hükümet nedense başkalarına karşı çok eli açık davranıyor.
Belli ki, hükümet, Somali’ye bu parayı göndermek mecburiyetinde. Öyle görünüyor ki, bu para aslında Somali hükümeti üzerinden, orada iş yapan, örneğin liman işleten, hava alanı yapan kimi yandaş firmalara gönderiliyor. Orada kurulmuş bir çark işlesin, düzen devam etsin diye gönderiliyor.
Bu çarkı, bu düzeni biz çok iyi biliyoruz. Bunun adı, “Yandaş ekonomisi”dir. Saray’ın bütün iç ve dış politika hamlelerinin en önemli amacı, “yandaş ekonomisi” sistemini sürdürmeyi sağlamaktır. Bu sistemi sürdürmek için para bulmak, bunun için de karanlık, kirli, mafyatik ilişkiler içine girmek gerekiyor. İşte bu yüzden Türkiye ekonomisi sürekli kriz, sürekli afet hali içerisindedir. Bu iktidar işbaşında olduğu sürece de ekonomi sürekli kriz ve afet halinde kalacaktır.
EL PARASIYLA EV SAHIPLİĞİ OLMAZ
Mültecilik, zorunlu göçmenlik günümüz dünyasının çok önemli bir sorunu. Ancak dünyanın hiçbir yerinde bu sorun, Türkiye’deki gibi yaşanmıyor. Türkiye’de hükümetin sergilediği ilkesiz, kuralsız, çıkarcılığa dayalı politika yüzünden sığınmacı konusu içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı.
Türkiye, kendi imkanları ölçüsünde, savaştan kaçan, zor durumdaki sığınmacılara elbette yardımcı ve destek olmalıdır. Onlara en iyi şekilde ev sahipliği yapmalıdır. Bunda hiçbir sorun yok. Ama bunu kendi imkanları ölçüsünde yapmalıdır. El parasıyla ev sahipliği olmaz.
İktidar 3 – 5 milyar Euro karşılığında, Türkiye’yi, “Avrupa’yı göçmenlerden koruma bölgesi” haline getirmiştir. Şimdi de Afganlar üzerinden aynı politikayı sürdürmeye çalışıyor. Bugün Batılı ülkeler, “Parasını veririz, Türkiye sığınmacılara bakar” pişkinliği içindeler. Ülkeyi bu hale getiren Erdoğan’dır. Çünkü Saray’ın ve Saray’dan geçinenlerin dışarıdan gelecek her paraya ihtiyaçları var.
Tayyip Erdoğan 2012 yılında “Türkiye’ye sığınan Suriyeliler için psikolojik eşik 100 bin” demişti. Üzerinden kaç 100 bin geçti. Erdoğan, Batıdan parayı aldıkça, tavizleri kopardıkça ülkenin sınırlarını açtı. İş öyle bir hal aldı ki, ülkemizin pek çok yerinde nüfus yapısı, hayat tarzı köklü biçimde değişime uğramak riskiyle karşı karşıya kalmış durumda. En kötüsü de, bu iş nerede duracak kimse bilmiyor.
Ülkenin sınırlarının bu hale getirilmesini hiçbirimiz kabullenemeyiz. Bu iş artık insani dayanışma, misafirperverlik gibi boyutları aştı. Ülkenin sınırlarını, varlığını doğrudan ilgilendiren bir hal aldı.
Türkiye’nin sınırları, Erdoğan ile Biden arasındaki, Dışişleri yetkililerinin bile alınmadığı görüşmede verilen tavizlere göre açılıp kapanacak kadar değersiz değildir. O sınırların arkasında koca bir tarih var. O sınırlar bizim devlet olarak bağımsızlığımızın ifadesidir. O sınırlar bizim millet olarak ortak yaşama irademizin ifadesidir. O nedenle “sınır namustur” diyoruz. Sınırlarımızın, ABD Başkanının keyfine, emperyalist güçlerin çıkarlarına göre açılıp kapanmasını, o sınırlar üzerinden parasal pazarlıklar yapılmasını reddediyoruz.

TALİBAN’A YAKIN CUMHURİYETE UZAK
Erdoğan kendisini Taliban’la yakın görüyor olabilir. Taliban’ı meşrulaştırmak için rol üstlenmeyi kendisine yakıştırıyor olabilir. Ama bilsin ki, Taliban barbarlığının temsil ettiği ne varsa, Türkiye Cumhuriyeti onun tam karşısındadır.
Suriye politikasıyla Türkiye’nin başına büyük belalar açan Erdoğan şimdi de Afganistan politikasıyla bu ülkeye yeni bedeller ödetmeye hazırlanıyor. Ama Türkiye artık 2010’lar Türkiyesi değil. Vatandaş bu gerçeği Erdoğan’a öğretecek. Vatandaş gününü bekliyor. Sandık önüne geldiğinde vatandaş son sözü söyleyecek, sarayın iktidarı tarihe gömülecek ve Türkiye, saygın bir dış politikaya, onurla, namusla sahip çıkılan sınırlara, gerçekçi ve insani bir göçmen politikasına kavuşacak.
MERSİN İÇİN ORTAK AKILDA BULUŞMA
Bu dönem Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Büyükşehir Belediye Meclisi arasında arzu edilen düzeyde uyumlu ve verimli bir işbirliğinin gerçekleşmediğini hepimiz biliyoruz. Yalnız Mersin’de değil, İstanbul’da, Ankara’da, Cumhur İttifakı partileri, Büyükşehir Belediyelerini kaybetmenin travmasını atlatabilmiş değiller.
Belediye Başkanlarını engelleyerek, çalıştırmayarak halkın gözünde başarısız göstermek istiyorlar. Ancak Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları iş yapmanın, hizmet üretmenin bir yolunu mutlaka buluyor ve yollarına devam ediyorlar. Sonuçta, vatandaş kimin ne yapıp yapmadığını çok iyi görüp anlıyor ve bütün engellemelere rağmen Büyükşehir Belediye Başkanlarımız oylarını artırıyorlar. Mersin’de de, anketler Vahap Başkan’ın vatandaştan aldığı onay ve desteğin sürekli artmakta olduğunu gösteriyor.
Cumhur İttifakı partilerinin, engelleme politikasının yanlış olduğunu eninde sonunda anlayacaklarına ve her şeyden önce Mersin’in çıkarlarını gözeteceklerine inanmak istiyorum. Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Hafif Raylı Sistem Metro Hattı’yla ilgili olarak Vahap Seçer’e 900 milyon liralık finansman yetkisi verilmesini kabul etmelerinin bir istisna olmadığına, AK Parti ve MHP’li belediye meclisi üyelerinin bundan sonra da bu yapıcı tavırlarını sürdüreceklerine inanmak istiyorum. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Mersin’in önemli bir sorununun çözülmesi için daha güçlü adımlar atılmasının önünü açmışlardır.
Mersin’de 35 kilometreye yakın bir raylı sistem planlanıyor. Mersin’in ulaşım sorunlarının çözümü, kentsel gelişim ve bütünleşmesi adına çok önemli bir proje bu. Vahap Seçer yönetime gelir gelmez Hafif Raylı Sistem Metro Hattının, Mersin’e bir an önce kazandırılması için önemli adımlar atmıştı. Finansman sorununun çözümü için Büyükşehir Belediye Başkanına yetki verilmesiyle birlikte süreç çok daha hızlı ve etkili bir biçimde yürüyecek.
Dilerim, Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki bu ortak akılda buluşma, uzlaşma yaklaşımının yeni örneklerini bundan sonra da bol bol görebiliriz. Mersin’in sorunlarının çözümü için buna ihtiyacımız var.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.